Çocuklar genellikle canlı, hareketli ve yaşam doludurlar. Gün boyu oynar, koşar ve zıplarlar. Sürekli bir gidiş geliş içinde durmadan bir şeyler yaparlar. Yorulmak nedir bilmezler. Dışarıda oynadıkları yetmiyormuş gibi evde de çoğu kez anneleri kızdıran koşmalı atmalı oyunlar yaratırlar. Öyle ki annelerin çoğu zamanı çocuklara “dur, otur, koşma, gürültü yapma, karıştırma” demekle geçer. Sağlıklı gelişen çocuklar doğal olarak kabına sığamayan yaratıklardır.
Ancak kimi çocuk vardır ki; bu olağan canlılığın çok ötesinde bir kımıltı içindedir. Her sınıfta böyle bir iki çocuk bulunur ve arkadaşları içinden kolayca seçilirler. Aşırı hareketli çocuk kıpır kıpırdır. Yerinde duramaz. Tez canlıdır. Ödevini çırpıştırıverir. Savuruk ve düzensizdir. Yazısı bozuk ve yanlışlarla doludur. Durmadan yanındaki öğrenci ile konuşur. Öğretmeni sık sık uyarır, paylar, susturur ve ceza verir. Kısa bir süre sonra eski kıpırdanış yeniden başlar. Bu aşırı hareketlilik kimi zaman saldırgan davranışa dönüşür.
Bu durumların, ruhsal nedenlerden çok çocuğun yapısal bir bozukluğundan ileri geldiği görüşü yaygındır. Oysa çocuğun güçlüğü tembellik değil, gerçek bir algılama bozukluğudur. Bu çocuklar için özel eğitim uygulanır. Aşırı hareketliliği giderici ilaçlarla iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu ilaçlar da aynı zamanda çocuğun algılamasını ve dikkatini de düzeltici etki gösterirler.